
Piraye’ye ait nüfus cüzdanının 4. ve 5. sayfaları.
Nüfus cüzdanında Piraye’nin medeni hali “Halil Vedat Bey ile evli” ve adresi de İstanbul’da, “Erenköy nahiyesi” olarak gösterilmiş. Sahrayıcedit Mahallesi, Ethem Efendi Sokağı. Hane No: 9. Burası Mehmet Ali Paşa Köşkü’dür.

1923, İstanbul. Piraye ve Vedat Örfi
Piraye bir paşazadeye gönlünü kaptırıp Mehmet Ali Paşa Köşkü’ne gelin girdiğinde 16 yaşındaydı. Köşktekiler Piraye’yi hemen benimsedi. Paşa küçük gelinini kendi kızı gibi sevdi, gelinler birbiriyle arkadaş oldu. Oyunculuk, oyun yazarlığı, gazetecilik yapan Vedat, Piraye’yi yere göğe koyamıyordu. Derken… 21 Aralık 1923’te ilk çocukları Suzan doğdu.

1923, İstanbul. Mehmet Ali Paşa ailesi köşkün önünde poz vermiş. Oturanlardan sol baştaki Paşa’nın kız kardeşi Adile Hanım (Nurhayat Hanım’ın Bursa’dan arkadaşı), yanındaki eşi Murat Bey. Paşa, arkada sol baştaki Suat ve Kerime çiftinin yanında. Sağ başta Vedat ve Piraye.
Mehmet Ali Paşa ve oğulları soyadı yasası çıkmadan önce Ürfi adını kullanırlardı. Sonradan bu adı sadece Vedat kullanmaya devam etti, ilk harfini değiştirerek: Örfi.
Vedat Örfi 1924 yılında iki sinema dergisinin başyazarıydı: Opera-Cine’ydi biri, diğeri Sinema Mecmuası. Vefaen Ferağ adlı oyunu Darülbedayi’de sahnelendi. Yazıp bestelediği Balo Kaçakları ise ilk telif operetti. İyi işlerdi, ama ona yetmedi.

1925, İstanbul. Bir stüdyo fotoğrafında Piraye, Vedat Örfi ve Suzan bebek.
Vedat Örfi 1925 yılının sonunda, bir gruba piyanoda eşlik etmek üzere Paris’e yola çıktı. İki yaşındaki kızını ve hamile karısını arkasında bırakarak… Para kazanıp kısa sürede geri dönme vaadiyle… Çocuklarının geleceğini sağlamak niyetiyle…

1926 Mart, İstanbul. Paşa, iki oğlunu yanına almış, yeni torunlar annelerinin kucağındayken köşkün bahçesinde bu fotoğrafı çıkartmış. Nihat, Paşa ve Suat ayakta. Suzan annesine sokulmuş, Memet Fuat Piraye’nin kucağında. Suat’ın karısı Kerime’nin oğlu Rifat birkaç günlük, kızı Vildan torunların en büyüğü.
Piraye ikinci çocuğunu doğururken kocası yanında değildi. Mehmet Fuat Engin [Memet Fuat] adı verilen bebek babasını beş yıl sonra görecekti.

1926, 9 Ağustos, İstanbul. Kadıköylüler Pendik’te. Soldan sağa: Fifi ve kocası Vedat Başar, Macide, kucağında yatan Lüsi’nin ablası, yanlarında kucağında Suzan ile Piraye, şemsiyeli kadın Cavide, yanında Samiye, arkada Selma, en sağda Lüsi.
Biri kucakta, diğeri yeni ayaklanmış iki küçük çocukla bırakılmış bir kadındır Piraye. Kocası piyanist olarak Paris’e gitmiş, oradan sinemacı olarak Mısır’a geçmiş… Ne zaman döneceği meçhul.
Vedat Örfi’nin yokluğunda Piraye sevdikleri tarafından kuşatma altına alınır. Eski dostları onu yalnız bırakmazken o, yeni dostlar da edinir. Bunlardan biri de, Piraye’nin annesi Nurhayat Hanım’ın Kadıköy’deki komşusu Cavide Hanım’ın üvey kızı Samiye’dir. Piraye, Nâzım Hikmet’in adını ilk kez Samiye’den, “dönüşü sabırsızlıkla beklenen Rusya’daki abi” olarak duyar.

1927, İstanbul. İki elti, kızlarıyla gezmede. Soldan sağa: Piraye, Suzan, Vildan ve Kerime
Piraye, kocasının dönüşünü beklerken Vedat Örfi Mısır’da uzun vadeli işlere girişmişti. Ardı arkasınca senaryolar yazıp yapımcılığını ve başrolünü üstlendiği filmler çekiyordu. Yazdığı mektuplarda çölde kurulan setlerden, patlama sahnelerinden, oyunculuğundan heyecanla bahseden kocasının yakın zamanda dönmeyeceğini anlayan Piraye ümidi kesti. Artık onu beklemeyecekti.

1927, İstanbul. Mehmet Ali Paşa kucağında iki torunu Mehmet ve Suzan’la köşkün bahçesinde. Sağında karısı İye [Refika Bengü], solunda gelini Piraye.

1929, 6 Eylül, İstanbul, Mehmet Ali Paşa Köşkü. Piraye’nin kanatları altında çocukları. Kayınpeder Mehmet Ali Paşa üniformasıyla, iki oğlu yanında. Fotoğrafın sol başında Nihat, sağ başında Suat. Vedat hâlâ Mısır’da. Üçüncü çocuk Suat’ın kızı Vildan.
Vedad Örfi’nin Piraye’ye Mısır’dan yolladığı 26 Nisan 1929 tarihli karttaki adres şöyledir: “Kadıköyü’nde Mühürdar Caddesi’nde 36 numroda Altunizade Nurhayat Hanımefendi hanesinde Piraye Örfi Hanımefendi’ye Stamboul” Yani Piraye Mehmet Ali Paşa Köşkü’nden taşınmıştır, annesinin yanında Kadıköy’de kalmaktadır. Memet Fuat yanındadır, Suzan ise dedesinin yanında, köşkte kalmayı seçer. Kocası Vedat Örfi’yi dört yıla yakın bekledikten sonra pes edip ana evine dönmek zorunda kalan Piraye, sık sık Mehmet Ali Paşa Köşkü’ne gitmeye devam eder.

1929, İstanbul. Piraye ile Samiye yaz sonu Pendik'te bir plajda.
Samiye’nin abisi Nâzım Hikmet olaylı bir şekilde yurda döner. Birkaç ay içinde Hopa, Rize, İstanbul, Ankara cezaevlerini dolaştıktan sonra suçsuz bulunup salıverildiğinde şöyle diyecektir: “Türkiye’ye halk, amele ve köylü edebiyatını neşretmek için geldim.” -Dediğini de yaptı, ama aynı zamanda bir yıl içinde âşık olacak ve dünyanın en güzel aşk şiirlerini de yazacaktı.- Piraye Samiye’nin abisiyle 1929 yılında tanıştığında Nâzım Resimli Ay dergisinde düzeltmen olarak çalışmaktaydı.

1930, İstanbul, Kalamış. Soldan sağa: Samiye, Piraye, Nâzım ve Nail V. Çakırhan
Piraye için artık Nâzım’lı yıllar zamanıdır. Başarısız bir evliliğin ardından, iki çocuklu bir kadın olarak ne kadar dirense de teslim olur; Nâzım Hikmet aşkına karşılık bulur.