Piraye Koleksiyonu

1930

Piraye’ye ait nüfus cüzdanının Vedat Örfi’den ayrıldığını, Nâzım Hikmet’le evlendiğini gösteren sayfaları.

Piraye’nin nüfus cüzdanında Vedat Örfi’den 13 Eylül 1932’de ayrıldığını, Mehmet Nâzım’la 31 Ocak 1935’te evlendiğini gösteren sayfada soyadı da Ran olarak kaydedilmiş.

1930

1930 yılı, Piraye ile Nâzım’ın çekişmeleri, ayrılıp barışmalarıyla geçti. Kararsızdı Piraye, kaygıları vardı. Nâzım şair ya, şiirle anlattı: O, “Seni seviyorum, / ama nasıl, / kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, / yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, / yüzde hudutsuz kere yüz” derken Piraye, “neyleyim / saçlarım dolanmış / ölmekte olanın parmaklarına” diye direniyor ve vazgeçiyordu: “Sen / yürümelisin / beni bırakarak…” Bırakmadı Nâzım.

1931

1931, Yalova. Sol başta Samiye, Nâzım Hikmet, Piraye ve Samiye’nin nişanlısı Seyda [Yaltırım]

Kızıl saçlı, elâ gözlü Piraye, Nâzım’ın dilinde “başında güneşler esen / altın gözlü çocuk”tu. Piraye’ye “kızım, karım, annem, kardeşim” diye seslenen Nâzım sonunda Piraye’nin direncini kırdı. Piraye ile Nâzım “yüzde hudutsuz kere yüz” birbirine gönülden bağlıydı.

1932

Piraye 13 Eylül 1932’de Vedat Örfi’den resmen boşandı. Nâzım’la evlenmeye karar vermişlerdi. Fakat araya Nâzım’ın tutukluluğu girdi. İdamla yargılanıyordu. Bu ayrılık aralarındaki aşkı güçlendirdi. Nâzım, Piraye’nin mektubuna cevaben yazdığı şiirinde şöyle diyordu: “… ‘Seni asarlarsa / Seni kaybedersem;’ diyorsun; / ‘yaşıyamam!’ / Yaşarsın karıcığım, / kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda; / yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı / en fazla bir yıl sürer / yirminci asırlılarda / ölüm acısı. …”

1933

1933, 15 Ekim tarihli mektubunda “Oğlumla beraber çıkarıp gönderdiğiniz resim uyutmadı beni” diye yazdı Nâzım.

Nâzım’ın Haziran 1933’te Bursa’daki tutukluluğu sırasında başlayan mektuplaşmaları, Ağustos 1934’te tahliye edilmesiyle kesilse de İstanbul, Ankara, Çankırı, Bursa arasında 1938’den 1950’ye on iki yıl boyunca sürecekti.

1934

1934, 14 Eylül, İstanbul Heybeliada. Nâzım, Suzan ve Piraye. Aynı güne ait kalabalık bir fotoğrafın arkasına Piraye şöyle yazmış: “Heybeli Çamlimanı inhisarın tenezzühü Nâzım Hikmetle Pirayenin nişan günü 14 Eylül 1934 Cuma”

4 Ağustos 1934’te tahliye edilen Nâzım İstanbul’a gelir gelmez Piraye’yle evlenme hazırlıkları hız kazandı. Bir ay kadar sonra kalabalık bir grup Piraye ile Nâzım’ın nişan kutlaması için Heybeliada’da buluştu.

1935

1935, Mithat Paşa Köşkü. Piraye hasta; bahçede hamakta dinleniyor. Nâzım’ın eli Piraye’nin başında. Mahmut Yesari geceden kalma. Komşuları Muammer Karaca köşkün müdavimlerinden.

31 Ocak 1935’te Piraye ile Nâzım Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde, Orhan Ezine ve Vedat Başar’ın tanıklığında evlendiler. Mithat Paşa Köşkü’nde yaşamaya devam ettiler.

1935

1935 Temmuz, Mithat Paşa Köşkü. Nâzım, Naci Sadullah’a Yedigün dergisi için röportaj veriyor. Röportajın ilki 17 Temmuz’da yayımlanmış, 24 Temmuz’da yayımlanan ikinci bölümünde ikisinin birlikte fotoğrafları alınıyor.

1937

Nişantaşı, Valikonağı Caddesi’nde Selçuk Apartmanı’na taşındıklarında Nâzım’ın üvey annesi Cavide Hanım ve ikizler de vardı yanlarında. Bu kez Suzan da katıldı onlara.

1938

Nâzım 17 Ocak 1938’de gözaltına alınarak Ankara’ya götürüldü. Temmuzda İstanbul’da Erkin Gemisi’ndeydi, ekim ayında İstanbul Tevkifhanesi’ne sevk edildi. Cezası 28 yıl 4 ay ağır hapis olarak açıklandı.
Piraye temmuz ayında Nişantaşı’ndaki evi boşaltıp annesi ile ablasının yanına Erenköy’e taşındı. Şerafet Sokak, No: 18’e. Bir sene dolmadan arkadaşı Misket’in (Miss Kate) davetiyle onun kiracısı olacaktı.

1939


1939, 10 Mayıs, İstanbul Cezaevi Hastanesi, 13 yaşındaki Memet Fuat annesi Piraye’ye eşlik ediyor.

Piraye’nin Erenköy’de Misket’in bahçesindeki şaraphaneden bozma evde kaldığı dönemde, Nâzım hava değişimi izni alır. Altı ayı birlikte geçireceklerini düşünürlerken kavuşma hepi topu 20 gün sürer. Nâzım parmaklıklar ardına geri döner. İstanbul Tevkifhanesi’nden yazdığı 11 Temmuz 1939 tarihli mektubunda, “Tellerin arkasından senin gözyaşlarını ilk defa gördüm” diye yazar. Piraye kendini tutamamıştır.

1940

1940, Nisan, Erenköy. Piraye’nin Çankırı seferine çıkma vakti gelmiş. Valiz hazırlamak neyse de asıl dişlerinden mustarip, bir de sevdiklerinden ayrı düşmek var günlerce…

Piraye 1940 Nisan sonundan Temmuz başına kadar iki ay boyunca Çankırı’dadır. Nâzım, Çankırı Cezaevi’nde Kemal Tahir ve Doktor Hikmet Kıvılcımlı ile aynı odayı paylaşmaktadır. Piraye orada kiraladığı eve, zorlu bir yolculuktan sonra varır. Yanında gene ablası Fifi vardır.

1940

1940, Çankırı Cezaevi. Önde Kemal Tahir, sol başta Piraye, yanında Fifi, Piraye’ye bakan Nâzım ve Doktor Hikmet, beşi bir yerde, üç mahkûmun odasının avluya bakan penceresi altında oturmuş Memet Fuat’a poz veriyorlar.

1941

1941, 11 Nisan, Bursa, Servinaz Oteli. Nâzım, Piraye ve Taşkın (“Ayşe’nin Mektupları” şiirindeki Leylâ)

1940 sonunda Nâzım Çankırı’dan Bursa Hapishanesi’ne nakledilir. Piraye, para denkleştirebildiği her fırsatta Bursa’ya gider, Nâzım banyo iznine çıkarsa Servinaz Oteli’nde buluşurlar.

1941

1941, Bursa Hapishanesi.

Haziran 1941’de Almanlar Sovyetler Birliği’ne saldırdı. Bursa’daydı Nâzım, haberi başgardiyandan aldı. “Yirminci yüzyılın tarihini yazmalı, Hitler’in saldırısından başlamalı” dediyse de, yazdıklarının bir kısmı kayboldu ve Memleketimden İnsan Manzaraları Haydarpaşa Garı’ndan başladı. Kimi mektuplarla, kimi elden Piraye’ye ulaştırdığı şiirler sayfa sayfa daktilo edildi, çoğu Fifi tarafından. Piraye koruyup sakladı, Memet Fuat da yayımladı.
1942

1942. Piraye, Erenköy Taşmektep Sokak’taki Misket’in şaraphaneden bozma evinin bahçesinde.

Piraye, Nâzım Hikmet’in sonradan “Ayşe’nin Mektupları” diye şiirleştirdiği mektupları Erenköy’deki Misket’in şaraphaneden bozma evinde otururken yazmıştı. “Bu senin görmediğin üçüncü evimizdir. / Bu iskemle işte, bu masa, bu pencere, / şunlar saksıda kış çiçekleri. / Bu: koltuk, içinde ben varım, / bu: küçük bir karyola, içinde Leylâ uykuda. / Şurası dolap gibi bir şey: / alabilirsem kömürlerimi koyarım.”

Dünya ikinci büyük savaşın ortasındayken Nâzım Hikmet Bursa Hapishanesi’ndeydi. O, yazarlıktan, çevirilerden ve dokuma tezgâhlarından gelir elde etmeye çalışırken Piraye, onu ziyarete gidecek yol parasını denkleştirme derdindeydi.

1942

1942, Bursa. Piraye ve ablası Fifi, Nâzım’la görüşme saatinin gelmesini bekliyorlar.

Ablasıyla kavga edip evi terk eden Piraye, Çamlıca’ya gitti. Gidiş o gidiş. 1942’nin sonlarından 1954’e kadar Altunizade Köşkü’nde yaşadı.

1943

1943, Bursa. Kartın arkasında Piraye’nin Memet Fuat’a yazdığı bir not var: “Memo, uzaktaki beyaz yer Nilüfer.”

Piraye fırsat buldukça, para denkleştirdikçe Bursa’ya Nâzım’ı görmeye gitti, ama yalnız ama çoluk çocuk, ahbap kardeş bir arada. Nâzım izin alabilirse ne âlâ, dışarda buluşabildiler, ama iznin çıkmadığı zamanlar da oldu.

1945

1945, Piraye ile teyze kızı İzgen Öksüzcü.

Piraye Altunizade Köşkü’nde kalırken, teyze kızı İzgen hep yanındaydı. Bu yakınlık köşkten ayrıldıktan sonra da devam edecek ve iki kuzen, gelin-kaynana olduktan sonra daha da artacaktı.

1948

1948, 16 Mayıs, Altunizade Köşkü’nün bahçesinde Suzan, Memet Fuat, Piraye.

Piraye, çok sevdiği teyzesi Saime'nin [Baltacıoğlu] yanına, Altunizade Köşkü'ne taşınalı altı yıl olmuş. Oğlu Memet Fuat İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Kızı Suzan ise Nâzım'ın mektubundan [538. mektup] öğreniyoruz ki bu yıl evlenmeye karar vermiş.

1948

Nâzım Hikmet’in “Karıcığıma geç kalmış bayram hediyesi” diyerek Piraye’ye yolladığı “Çankırıdan Pirayeye Mektublar” adlı defterin 51. sayfası.

1948 yılında 1 Kasım günü Piraye için Nâzım’ın “öldüğü” gündür. Nâzım, 1948 yılı Kasım ayı başında, ayrılmak istediğini belirten bir mektup yollar karısına. Piraye de, sekiz yıl önce, Nâzım’ın yolladığı şiir defterindeki ölümden bahseden “Bir Eski Mektub” adlı şiirin kenarına “1-11-948’de oldu bu iş” diye not düşer. “Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz” diye yazmıştır Nâzım. “Ve haber / çığlıklarla gelecek / yahut da ima edecekler, / ve kalanı yalnız bırakıp / gidecekler.” Son dört mısrada zamanı sorgular şair: “1900 kaç senesinin / kaçıncı ayı, / kaçıncı günü, / kaçıncı saatında?” Piraye “saatı” yazmamıştır.

1949

1949, 19 Haziran. Üç kız kardeş, 35 yıl öncekiyle aynı sırada bir arada: Selma, Fifi, Piraye

Nâzım, Piraye ile barışmanın yollarını aradı, ama Piraye ayrılma kararından dönmedi. Bir daha onun hakkında hiç konuşmadı. Sevdikleri ve sevenleri yanındaydı, çocukları, kardeşleri, Altunizadeliler, dostları… Daha ne olmalı?

1950

1950, Altunizade Köşkü’nün sakinleri, kiracılar, konuklar ve arkadaşlar bir arada. Piraye sağdan dördüncü. Önde çömelmiş olan Tuna [Baltacıoğlu], arkasında annesi Saime Hanım. Memet Fuat da var karede, en arkada ayakta duran kızın hemen önünde.

Piraye, Nâzım’ın 3 Şubat 1950 tarihli mektubunun altına, “… Beyimiz beni boşamak için mahkemelere verdikten sonra darılmış olarak [Bursa’ya] gittiğim zaman...” diye not düşmüş. İki sene geçmiş üzerinden, yara hâlâ sızlıyor. Kırgınlık ve gurur yerinde. Keyif yok.

Scroll to Top