
1929, İstanbul. Piraye ile annesi Nurhayat Hanım bir kır kahvesinde.
Piraye ile Nâzım Hikmet ilk kez Boğaz’dan buzların geçtiği, İstanbul’a kurtların indiği o çok soğuk kışıyla bilinen 1929 yılında yüz yüze geldi. Piraye, oğlu Mehmet [Memet Fuat] ile Kadıköy, Mühürdar’da oturan annesinin yanına taşınmış, onunla kalıyordu. Kızı Suzan baba evinde, dedesi Mehmet Ali Paşa’nın köşkünde kalmayı seçmişti.

15 Haziran 1929, İstanbul, Fenerbahçe. Piraye ile Samiye [Yaltırım].
1929 yılında karşılaştılar ama Piraye onun adını üç yıldır duyuyor, kız kardeşi Samiye’nin anlattıklarından Nâzım’ı gıyabında tanıyordu. Rusya’dan dönüşü sabırsızlıkla beklenendi Nâzım; oyunlar yazıyordu, şairdi. Güneşi İçenlerin Türküsü adlı bir şiir kitabı, geçen sene Bakü’de basılmıştı. Şimdi Sabiha ve Zekeriya Sertel’in çıkardığı Resimli Ay dergisinde çalışıyordu. Memleketinde basılan ilk şiir kitabı 835 Satır’ı Jokond ile Si-Ya-U izledi.

1930, İstanbul, Kalamış. Soldan sağa: Samiye, Piraye, Nâzım ve Nail V. Çakırhan
1930 yılında, Nâzım Hikmet Resimli Ay’da “putları” yıkarken dergide yayımlanan şiirleri dava konusu oldu. Varan 3’ün ardından Nail V. ile birlikte hazırladıkları 1+1=1’i yayımlayan Nâzım Hikmet, şiirleri plağa alınan, o plağın yirmi günde tükendiği bilinen, sevilen bir şairdi artık.

1930, İstanbul, Kadıköy. Boy sırasının önünde Samiye, arkasında ağabeyi Nâzım Hikmet. Piraye tam ortada. Samiye’nin nişanlısı Seyda [Yaltırım] Piraye ile Nâzım’ın arasında.
İkisinin de Kadıköy’de oturduğu yıllar... Samiye ile Nâzım, babaları Hikmet Bey’in çalıştığı Süreyya Sineması’nın yanındaki yokuşta, Piraye ise annesi Nurhayat Hanım’ın yanında önce Mühürdar’da, sonra Bahariye’de… Birbirleriyle sıkça görüşen iki kalabalık aileydiler: Nurhayat Hanım, üç kızı [Fifi, Piraye ve Selma], bir torunu [Memet Fuat] ve damadı [Vedat Başar] bir yanda… Öbür yanda Hikmet Bey, ilk eşi Celile Hanım’dan çocukları Nâzım ve Samiye ile yeni eşi Cavide Hanım ve ikizleri Melda ile Metin. Nâzım Hikmet, Memet Fuat’a 1943 tarihli mektubunda “… ne zaman ananı düşünsem derhal senin çocukluğundan çeşitli basamaklar gözümün önüne gelir” der, “Seni Kadıköy’de apartmanda, bana kapıyı açarken ve boynuma sarılırken görürüm.” 1930’da dört yaşındadır Memet Fuat...

1931, İstanbul, Sultanahmet. Nâzım Hikmet 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmasında.
Nâzım Hikmet ilk beş kitabındaki şiirlerinde [835 Satır, Jokond ile Si-Ya-U, Varan 3, 1+1=1, Sesini Kaybeden Şehir] “bir zümrenin başka zümreler üzerinde hâkimiyetini temin etmek gayesiyle halkı suça teşvik ettiği” savıyla mahkemeye verildi. “Ben komünistim” diye savundu kendini: “Komünist olmam hasebiyle mefkûremin rejiminde hiçbir sınıf ve zümrenin hâkimiyeti mevzuu bahis değildir. Bilakis komünizm sınıfsız bir rejim demektir.” Beraat etti. Piraye’nin Nâzım’ın düşüncelerinden dolayı mahkûm edilmeye çalışıldığına tanık olduğu ilk duruşmaydı.

1932, İstanbul, Erenköy. Mithat Paşa Köşkü’nün bahçesinde bir yaz günü hatırası. Soldan sağa: Nâzım’ın kardeşi Metin [Yasavul], arkasında ona sarılmış Nail V. [Çakırhan], Suzan, yanında kardeşi Mehmet [Memet Fuat], arkalarında ayakta duran anneleri Piraye, onun yanında çömelmiş Nâzım, önünde aile dostları Adnan Cin.
17 Mart 1932’de Nâzım’ın babası Hikmet Bey öldü. 1932 yazında iki aile (Piraye ve Nâzım dâhil on iki kişi) Kadıköy’den Erenköy’e, Mithat Paşa Köşkü’ne taşındılar. Köşk, Piraye’nin sabık kayınpederi Mehmet Ali Paşa Köşkü’nün karşısındaydı. Bu, Vedat Örfi’den henüz boşanmamış Piraye için rahatsız edici olmakla beraber kızı Suzan’a yakın olmak demekti. Piraye, 3 Eylül 1932’de Vedat Örfi’den boşandı. Piraye ve Nâzım tanıştıklarının üçüncü yılında aynı çatı altında yaşamaya başladılar.

1933, Bursa. Nâzım’dan Piraye’ye 11 Kasım 1933 tarihli mektup [Piraye’ye Mektuplar’da 25. mektup].
Erenköy’e taşındıktan bir sene sonra Nâzım gene tutuklandı, 1933 Mayıs’ında Bursa Cezaevi’ne sevk edildi. Bursa’dan Piraye’ye -henüz evli olmadıkları halde- “Karıcığım” diye seslendiği 11 Kasım 1933 tarihli şiirli mektubunda düğün muhabbeti de yapıyordu. Piraye, “Akrabalarım düğünümüze razı oldular” diye yazmış, Nâzım kim olduklarını soruyor. Demek, bu evliliğe karşı olan Piraye’nin anne ve babası da ikna edilmiş.

1934, 14 Eylül, İstanbul Heybeliada. İskelenin üstünde ayakta duranlar arasında soldan dördüncü Piraye, yanında Nâzım ve Suzan. Piraye fotoğrafın arkasına şöyle yazmış: “Heybeli Çamlimanı inhisarın tenezzühü Nâzım Hikmetle Pirayenin nişan günü 14 Eylül 1934 Cuma”
4 Ağustos 1934’te tahliye edilen Nâzım İstanbul’a gelir gelmez Piraye’yle evlenme hazırlıkları hız kazandı. Bir ay kadar sonra kalabalık bir grup Piraye ile Nâzım’ın nişan kutlaması için Heybeliada’da buluştu.

1935, İstanbul, Erenköy. Piraye ile Nâzım.
Piraye ile Nâzım, 31 Ocak 1935’te Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde Orhan Ezine ve Vedat Başar’ın tanıklığında evlendiler. Erenköy’de, Mithat Paşa Köşkü’nde yaşamaya devam ettiler.

1935, İstanbul, Erenköy. Mithat Paşa Köşkü’nün bahçesinde ev sahipleri, müzmin konuklarını ağırlıyor: Mahmut Yesari (şapkalı) ve Naci Sadullah yakın dostları. Samiye ile Seyda’nın iki yaşındaki oğlu Hikmet, Piraye’nin kucağında.
Mithat Paşa Köşkü misafirsiz gün görmeyen, eş dost ahbabın kalabalık sofralarda buluştuğu, hareketli bir evdi.

1935, Mithat Paşa Köşkü. Nâzım sağında karısı Piraye’ye, solunda arkadaşı Mahmut Yesari’ye sarılmış. Oturan, komşuları Muammer Karaca.
Kümesi, ahırı, sebze ve meyve bahçeleri, kestaneliği, çamlığı ve otlağı bile olan, geleni gideni eksik olmayan köşkün müdavimleri arasında Altunizadeliler’in yanı sıra gazeteci, sanatçı arkadaşları da vardı. Çoğu yatıya da kalırdı.

1935 Temmuz, İstanbul, Erenköy, Mithat Paşa Köşkü. Piraye ile Nâzım.
1935 yazında Naci Sadullah, Yedigün dergisi için Nâzım Hikmet’le röportaj yapmak üzere köşke geldi. Röportajın ilki 17 Temmuz’da yayımlandı, 24 Temmuz’da yayımlanan ikinci bölüm için Nâzım’la Piraye’nin birlikte fotoğrafları alındı.

1936-37, İstanbul. Piraye ile Nâzım. Biri sabahlık geçirmiş üstüne, diğeri pijamalı. İkisinde de sabah mahmurluğu.
Piraye ile Nâzım 1935 yaz sonunda Mithat Paşa Köşkü’nden taşındılar. Nedeni, İpek Film Stüdyosu’nda çalışan Nâzım’ın Erenköy ile Nişantaşı arasında gidip gelmekten helâk olmasıydı. Avrupa yakasında işe yakın bir yer aradılar, Cihangir’de Güneşli Sokak’ta buldular; yedi katlı bir apartmanın çatı katına taşındılar. Piraye’nin oğlu Memet Fuat da yanlarındaydı. Bir sene kadar sonra, Şubat 1937’de bu kez Nişantaşı’na, stüdyonun yüz metre yakınına Vali Konağı Caddesi üzerinde bir apartmana taşındılar. Bu kez yanlarında Nâzım’ın üvey annesi Cavide Hanım ile ikizleri Melda ve Metin de vardı. Nişantaşı’ndaki daire Piraye ile Nâzım’ın aynı çatı altında yan yana geçirdikleri son özgür günlerine tanıklık etti.